ATATÜRK ÇOCUKLARI Özgürlük şarkısı bizim şarkımız Yurt için ulus için hep çalışırız Vatanı yükseltmek tek amacımız BizlerAtatürk çocuklarıyız Dostlukla dopdolu yüreklerimiz Dünya çocukları hep kardeşimiz Barıştan yana inançlarımız Bizler Atatürk çocuklarıyız Çınınlayacak sesimiz dünyada yurtda Uzanacak ellerimiz evren boyunca Uygarlık yönünde bir meşaleyi Bizler Atatürk çocuklarıyız ŞEYMA GÜLTEKİN
ATATÜRK ŞİİRİ Bayrak yarıya çekilmiş, Atatürk'üm öldü diye. En son yaprak da dökülmüş, Atatürk'üm öldü diye. Sürü yas tutmş ovada, Kuşlar susmuşlar yuvada, Rüzgar esmez olmuş dağda, Atatürk'üm öldü diye. Irmaklar yaslı çağlamış, Ağaçlar sessiz ağlamış, Vatan karalar bağlamış, Atatürk'üm öldü diye ATAM Atam aylardan on kasım dertli günümüz Atam öldün izinde sürecek bizim ünümüz Siz ölmeseydiniz ölseydik birimiz yetim kaldık dönmez oldu dilimiz. ......................................................... Yaş yerine kan akmıştır Türk halkının gözünden biz küçükler, çıkmıyoruz atam sözünden Türk milleti gitmelidir atam senin izinden, sağ olsaydın büyük atam ayrılmazdık dizinden. ............................................................... Bir güneş batmıştı perşembe günü Dünyayı tutmuştu atamın ünü,dokuzu beş geçe perşembe günü katafalka binmiş Türklüğün gülü. ................................................................ Biz çocuklar için bir bayram kurdun Türklüğün başında hep dimdik durdun Ölünce bizleri kalbinden vurdun Anıtkabire mekanı kurdun. ALİ YILMAZ ATATÜRK'TEN SON MEKTUP Siz beni hâlâ anlayamadınız, Ve anlayamayacaksınız çağlarca da, Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz, Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz. Mustafa Kemal'i anlamak bu değil, Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil. Bırakın o altın yaprağı artık, Bırakın rahat etsin anılarda şehitler, Siz bana neler yaptınız ondan haber verin, Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin, Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil, Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil. Bana muştular getirin bir daha, Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan; Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı, Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı, Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil, Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda, Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz, Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın, Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların. Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil, Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız, Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil, Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar, Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar. Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil, Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil. Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç ilerlememiş; Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek dururken, Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen, Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil, Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil. Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla, Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla, Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister, Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter, Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil, Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil. 10 Kasım Bir bulut inmiş,beyaz, Karlı dağlar başına. Her 10 Kasım sabahı, Bir ateş düşer, döşüme. Nerdesin, ey Ata?m nerede? Sensiz millet, öksüz burada. Sanat, ilim, fen seninle. Sevinen, gülen seninle. Olmak isterdik inan, Ebediyen seninle. Dağların, ak başı kar mıdır? Kuşlar, Ata?mdan haber, var mıdır? Yarım bıraktığın işler, Bugün, sanki seni bekler. Zengin millet hayalin, Acep, neden emekler? Sen gelmiyorsan, bir haber gönder. Kim içimizdeki, Atatürk gibi önder? Hüseyin Celep 10 Kasım Ben hiç 10 Kasım’a “Günaydın” demem ki Ben sensiz 23 Nisan’a Hoş geldin diyemem ki
Seni özlesek bile Elden ne gelir ki Bir daha senin gibi Gelecek mi ne belli Bak 10 Kasım yine geldi Gözlerde yaşlar tükendi Aradan 78 yıl geçse bile Senin hatıran hiç bitmedi Sabahlar her zaman güzeldir Seni hatırlatmadıkça Günaydın denir ama 10 Kasım olmayınca 10 Kasım Yıl otuz sekiz On Kasım Perşembe Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar. Sarsılıyor İstanbul yedi tepe, Yaman esmiş Dolmabahçe’de rüzgar. Gerçek olamaz, olsa olsa bir düş, Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş. Böyle toptan bir yas nerede görülmüş, Beraber ağlıyoruz kurtlar, kuşlar. Bu memlekete en çok hizmet eden, Bu aşk ile dağlara gücü yeten, On sekiz milyonun omzunda giden Atam, Ankara sırtlarında yatar. İlhan DEMİRASLAN 10 Kasım 1952 Sabahlar,her zaman güzel değildir, Her zaman ayrılık akşamla gelmez. Al atlar sırtında hoyrattır fecir, Hoyrattır,ne kalbler kırmıştır,bilmez. Sabahlar her zaman güzel değildir.
Vakti,bir yerinden bölünce şafak İri ve rüyalı gözlerle müphem; Nur olmuş içimde sanırım ak pak Ayrı bir mânada korktuğum adem, Eski düşüncemde,rahat ve uzak. Fethe çıkmış gibi duyarım birden Eşsiz gururunu bir cihangirin. Ufuklar üstünde yüzen tekbirden Vatanca büyümüş asil ve derin Bir matem tütmekte şimdi fecirden MUSTAFA SAMİ KIRCA 10 Kasım Türküsü Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya Ulusun egemen olduğunu Özgür olduğunu Haykıracağım haykıracağım işte Senin sustuğunca!
Yolunda yürüyeceğim Atatürk; Ana baba oğul kız Dere tepe bucak köy Yeryüzü yaşamalarımla değil Oralarda, senin gittiğince! Atatürk, taşıyacağım Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al Senin taşıdığını; Yurdun gök ülküsü Dalgalanırken Senin bayrağını yücelteceğim. Senin çıktığınca. Fazıl Hüsnü Dağlarca Ah bu 10 Kasımlar On kasım geldiğinde Yerler gökler üşüyor Öyle soğuk ki zinde Yeşil yaprak düşüyor Her gün Kocatepeden Yola çıkar Atatürk En yüce mertebeden Bize bakar Atatürk PELİN ÜMREM BOYACI Atatürk Bugün 10 Kasım anne. En içli yasım anne. Benim senin babamın, Kardeşimin, ablamın. Sevgili milletimin Sevgili vatanımın, içinden sesi anne. En büyük yası anne ATATÜRK bugün öldü Gül benzin bugün soldu. Yeni bir ülkü oldu, Gönüllerimize doldu. Meliha Yıldırım Atatürk Acısı Ben Her on kasım sabahı Bir çıra gibi Yanar tutuşurum Gözbebeklerimde Taşıl ve soğuk çağlar yansır
Ben Her on kasım sabahı Atatürk'ü yaşarım Atatürk'çe Anadolu sokaklarına vuran günışığını İliklerime dek duyarım Umutlarımı alırım Yoz ve bağnaz kavramlardan Köksüz ve bilinçsiz ilkeler Yankımaz yapıtlarımda Ve akar gelir usuma Anadolu dağlarından Işıl ışıl gürül gürül bir su Ben Her on kasım sabahı Toprağı, göğü ve denizleri Anadolu dağlarından seyrederim Atatürk acısı Yüreğime dek oturmuştur evrence Siz büyük ölüler Biz öldükten sora da yaşayacaksınız Şahinkaya Dil Atatürk Ölmedi Yıl 1918 Düşmanlar Topraklarımızı Elimizden Alıyor Atatürk Buna İzin Vermedi Ordusuyla Savaşa Girdi Zaferlerle Geldik Bu Güne Atatürk ün Sayesinde Topraklarımız Simdi Bizim Elimizde Atatürk ün Sayesinde Yıl 1938 Atatürk Olum Döşeğinde... O Artık Oluyordu Bizim Gözlerimiz Önünde Herkes Ağlıyordu O Gün Atatürk Öldü Diyordu Atatürk Ölmedi Kalbimizde Yasıyordu!!! GULSUM-OZLEM BAKIR Atatürk Yaşıyor Baba On kasımda üzgündü bulut buluttu gözleri “100’den çok fazla olacaktı yaşı “dedi canım babam “eğer yaşasaydı o büyük adam! ”
“Üzülme,” dedim ona “Ben üzülüyor muyum bak! ” Nedenini açıkladım sonra: Diyor ki öğretmenimiz: “Yaşayıp göçmüş insanların İsimlerinin sonunda İki sayı görürsünüz… İlki doğduğu yılı gösterir Öldüğü yılı gösterir sonraki. İngilterenin Ana Kraliçesi Elizabeth (1558-1603) Gibi örneğin eğer ölmemiş olsaydı, adının sonuna yıl yazılmazdı kadının. Atatürk’ünküne bakalım bir de Baştaki yıl var sondaki yok (1881 - ……..) demek ki o ölmedi hâlâ Kocatepe’de dağları aşıyor baba denizlere ulaşıyor Atatürk yaşıyor baba! Fevzi Günenç Atatürk'e Ağıt Edirne'den Ardahan'a kadar Bir toprak uzanır Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar Ardahan'dan Edirne'ye Edirne'den Ardahan'a kadar
Kopdağı'nda akar bir çeşme var Serçe parmak kalınlığında suyu Haram etmiş gece gündüz uykuyu Akar da akar Samsun'un evleri denize bakar Sokakları yosun içinde Çaparlar, takalar, manavlar Bilyalar gibi suyun yüzünde Bir iner bir kalkar İstanbul'da bir yâr sevdim İnsanı günaha sokar Savaştepe köprüsünden geçen tirenler Sel olur İzmir'e akar İzmir'in denizi kız, kızı deniz Sokakları hem kız hem deniz kokar Güneyde mis kokulu bir ağaç Yuvarlak yaprakları ince Yaz gelip de güneş vurunca Dallarından bal akar Bu toprak bizim yurdumuzdur Deli gönül yücesine çıkar Bir üveyik olur uçar gider Ardahan'da Edirne'ye Edirne'den Ardahan'a kadar Cahit Kulebi Atatürk'ü Yitirmedik Yıllar Üst üste katlandıkça Acımasız uzadıkça Çelik mavisi gözlerinde Her geçen gün Işığını çoğalttıkça Güzel vatanımızı Kurtardığın anıldıkça Seni yitirmedik ki Dün olduğu gibi Bugün de aramızdasın her an Buna inan Ata'm Yüzyıllar da geçse aradan Sen her zaman anılan Kutsal bir kahramansın. Süleyman APAYDIN Gidiyor Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine
Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş’alesi Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var Siliyor ruhunun ulviliği fani etini Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça Orhan Seyfi Orhon On Kasım'larda Yürümek Atatürk'üm işte 10 Kasım yine Dalgalanır ağaçlarla oğullar Dalgalanır oğullarla nineler Dalgalanır ninelerle genç kızlar Özlemin ta yüreğime işlemiş Seni bulmak, seni görmek için ben Bütün toprakaltıyla barışacağım Ereceğim sana usta, barışta, başarıda Öyle Güçlüsün ki Güçleneceğim Öyle yücesin ki, yüceleceğim Düşüne düşüne seni kocaman kocaman Dağlara, dağlara karışacağım Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt Sanki ellerim gece Sanki ellerim gündüz Yazacağım seni daha, bir daha Ben senin ölümünle yarışacağım Fazıl Hüsnü Dağlarca SEN VARSIN ATATÜRK'ÜM HER ŞEYİMİZDE Bu gün yatağımdan hür kalkıyorsam Ekmeğim ak suyum berraksa, Ağaçlar çiçek açıyor Topraklar ısınabiliyorsa, Sesim gür çıkıyor Özgür özgür bakabiliyorsam, Sen varsın gözbebeklerimde Sen varsın Atatürk'üm sen varsın. Yazabiliyorsam gönlümce Okuyabiliyorsam... Kazabiliyorsam toprağımı Gün ışığında çapa kürek elde, Çalışabiliyorsam gece gündüz Ekip biçebiliyorsam dileğimce, Sen varsın yüreğimde Sen varsın Atatürk'üm sen varsın. RESİM
Her gün, Enginlerden engin, Yücelerden yüce Bir duygu sarar bizi, Bu sınıfa girince. Yanda, bir uçtan bir uca Mavi deniz, Odanın içinde güneşleri bulunca Isınırız. Enginlerin engini deniz olsa Deniz ufak! Yücelerin yücesi güneş olsa Güneş küçük! İlk günü gördük, nerden geldi: Duvardaydı Denizleri, güneşleri Küçülten büyüklük. Kürsünün üstünde bir resim: Gözleri denizlerden mavi Bakışları güneşlerden sıcak, Dört mevsim Kürsünün üstünde: Atatürk'ün arkasında al bayrak, Kollarını kavuşturmuş göğsünde. Bu resimle başlar bizim günümüz, Karşımızda Atatürk'ü gördükçe, Kıvançla dolar, taşar gönlümüz. Öğretmenimizin kürsüde Verdiği dersi Dinler bizimle birlikte Atatürk'ün resmi. Çalışkanız, çünkü, Çalışınca Bakarız, Atatürk güldü. Bir yanlışlık yapsak Bulutlanır gözleri, Anlarız, Atatürk üzüldü. Gelsek kürsünün dibine Görür bizi Eğilince. Kalksak, gitsek gerilere, Otursak arkalarda; Başımızı kaldırmadan duyarız Atatürk orada. Öteki odalarda Başka başka resimleri Ata'mın. Atatürk'üm, artık ömrüm oldukça Bu resimle karşımdasın! Yok hiç birinde Bundaki tılsım, Değişen çizgilerle Canlı gibi bu resim. Öyle canlı ki, sanırım, Ben de bir gün okulu bitirince Uzanan ellerinle Okşanacak sırtım. Öyle canlı ki, sanırım, Karanlık bile olsa Serpeceğin ışıkla Aydınlanır yollarım. Tıpkı sınıftaki gibi, Yapacağım bir işte Bu resmindir rehberim Kötülüğe uzanırsam Çat kaşlarını, Tutulsun ellerim. Tıpkı sınıftaki gibi, Bütün ömrüm boyunca Yaptığım bir işte İyi, doğru oldumsa Sevincini belli et, Gülümse! Yaprak yaprak dökülürken önümde Her yıl, dört mevsim; Sınıflar içinde yalnız bu sınıf, Resimler içinde yalnız bu resim! Behçet NECATİGİL ÖĞRETMEN ATATÜRK
Yine derse giriyorsun Samsun kapısından Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini İl il, köy köy, can can Tüm Anavatan. Hemen başlıyor mutlu ders Erzurum'dan Sonra derinleşiyor volkan-öğütle Sivas'taki son oturumdan. Bütün memleket tek sınıf Bir yön bayrak, bir yön tan Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan. Sınıfımız her an kutlu bir savaş Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan. Mavi gözlerin hep barış barış Mavi yüceliğin hep duman duman Öyle alev alev bir ders ki Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman. Anlatış tadı, kıvam kıvam öz Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan Kocatepe, yalnız coğrafya değil Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan Öpüyorsun hepimizi göz göz Şehitler birinci geldikçe hep destan destan. Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından. Öğrenmeye son yok Cumhuriyet, bir ders aynı konudan Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz Senin oluşturduğun vatan-kanıdan. Anlatıyorsun açık ve seçik Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin Tümleniyor her eksik, eşsiz vuruşundan. Yaşatarak öğretmek senin elinde Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan Seni özledikçe bellemek güzel Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan. Sor bize her şeyi, konuşsun her öz Başlayı versin en zor imtihan Özgürlük güneşin ilk cevap, inan Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!.. İ. Zeki BURDURLU
|