BÜYÜKLERİMİZİN ÇOCUKLUK YILLARINDA OYNADIKLARI OYUNLAR

 

Bu hafta sınıfta işlediğimiz bir konu var. Annem ve babam da çocuktu…

Sınıfta çocukların şimdiki oynadıkları oyunlar üzerinde konuştuk.  Evde büyüklerinden küçükken oynadıkları oyunları araştırmalarını istedim. Baktık ki eski oyunlar teknolojiden uzak ama dostluk, sosyal ilişkiler ve duygusal yaklaşımlarla çok zengin oyunlar olarak karşımıza çıkmakta… Teknoloji zengini çağımızda çocuklarımız daha yalnız, ürkek ve sosyal ilişkileri daha yapay gelişmekte…

Öğrencilerimle beraber geleneksel çocuk oyunlarının kaybolmaya yüz tuttuğu, grup oyunlarının ve oyuna yönelik yaratıcılıkların azaldığı günümüzde çocuk olmanın coşkusunu yeniden yaşamak ve yaşatmak amacıyla bir proje çalışması planladık.

Bu çalışmada öğrencilerimiz, velilerimiz ile büyükanne ve dedelerimizin katılımıyla geleneksel çocuk oyunlarını günümüze taşımak istedik.

Bu çalışma, aile büyüklerimiz veya çevrede tanıdığımız yetişkinlerle paylaşımlarda bulunarak, onlardan kaynak toplayarak hazırladığımız, geçmişe dönük bir proje çalışması olmuştur.

Büyüklerimiz çocukken hangi oyunları oynarlardı?

Bu oyunlar nasıl oynanırdı?

Bunlarla ilgili kaynak aldığımız kişilerin anıları, duyguları…

Eski bir fotoğraf, belki kırık bir oyuncak…

Bu sayfayı onlara ayırdım. Öğrencilerimiz kimi zaman büyüklerinin ağzından, kimi zaman kendi yorumlarıyla bu oyunları buraya aktardılar…

Amacımız Çocuklarımız silahlarla, şiddet içeren oyunları oynamasınlar.Dostluk, takım ruhu, özveri ve sevgiyle gelişsinler. Yaratıcı, üretken, barışçı bireyler olmak yolunda özgürce ilerlesinler.

Bu noktada biz anne babalar da üstümüze düşenlerin kolayına kaçmaktayız. Emek ve sevgi katılarak kazanılmış bir oyuncak veya doğaçlama oluşmuş gurup oyunlarını özgürce oynama keyfinden yoksun çocuklarımıza karşı sorumluluklarımız var…

Bu sayfayı ziyaret eden siz değerli dostlarımız da küçükken oynadığınız oyunları ‘’yorum yaz’’  kısmına eklerseniz memnun oluruz.

TOPAÇ ÇEVİRME NASIL BİR OYUNDU?

Eskiden babam en çok topaç oynarmış. Topcı bir güzel iple dolarlarmış. Daha sonra o  ipi sıkıca çekip yere fırlatırlarmış. En çok döndüren oyunu kazanırmış. Oyun başlamadan önce iddaya girerlermiş. Oyunu kazanana o iddaya girdikleri şeyi alırlarmış.Oyunu kaybedenlere de ceza verirlermiş.

Fulya YİĞİT

 

Topaç; bir ucu sivri ve çivili, elips şeklinde ağaçtan yapılır. Topaç ipe dolanıp hızla yere fırlatılarak döndürülür ve en uzun döndüren kişi oyunu kazanır.

Mehmet Ali GÜL

Arkadaşımla ben birlikte beyblade oynuyorduk. Dedem geldi ve bize:

-Topaç mı oynuyorsunuz? Bizim zamanımızda biz de çok oynardık.

 Biz şaşırarak, topaç ne, diye sorduk. O da bize:

-Bizim zamanımızda bunların iple çekilenleri vardı. Biz de onlarla çok eğlenirdik. Ama artık daha modernleşmiş, çok şanslısınız çocuklar. Bunun değerini bilin. Ama bundan aldığınız zevki çok iyi biliyorum, ne de olsa biz de çocuktuk, yanıtını verdi.

Hakan AKTAŞ

MİSKET ( BİLYE - CİNCİBİR ) NASIL OYNANIR?

    En az iki kişiyle oynanır.15 tane kadar bilye yanyana dizilir.Oyuncular sırayla bilyeleri vurmaya çalışır.Herkes vurduğu bilyeyi alır.En çok bilyeyi vuran kazanır.Oyunun birincisi olur.

   Muhammet Melih TÜRK

     Ortaya bir yuvarlak çizilir. Yuvarlağın içine belirli sayıda bilye konur. On adım ilerisine düz çizgi çizilir. O çizgiden bilyelere nişan alınarak bilyeler vurulur. Vuran kişi bilyenin sahibi olur.

Umut Cem ERDEM

 

ÇELİK-ÇOMAK OYUNU NASIL OYNANIR?

    Daha çok açık alanlarda oynanan bir oyundur. Oyuna bazen büyüklerin de katıldığı olur. Bu oyunda iki ucu yontulmuş kısa bir ağaç dalı yani çelik ile 50 - 60 cm uzunluğunda bir sopa yani çomak kullanılır. Oyun oynayacak olanlar iki gruba  ayrılırlar. Bir tarafın oyuncusu eksik olursa bir kişi iki kişi yerine oynar ve bu kişiye '' Eşi karnında'' denir. Her iki taraftan birer kişi seçilir ve bu seçilen kişiler çeliklerini uzağa fırlatırlar. Hangi oyuncu çeliği daha fazla uzağa atabilmişse o taraf oyuna başlar. Bu A takımı olsun. Oyun başlarken yere küçük bir çukur açılır veya iki taş çeliğin boyu kadar aralıklı olarak yan yana konur. B takımı oyuncuları karşı tarafa geçer. Böylece oyun başlamış olur.

     Oyuncu elindeki sopayla çukurun üzerine yerleştirdiği çeliği karşı B taraf oyuncularına  doğru hızla atar ve sopayı yere bırakır. Eğer B taraf oyuncuları atılan çeliği havada yakalarsa hem sayı kazanırlar hem de çeliği kaptıran A takımı oyuncusu oyundan çıkmış olur. B takımı çeliği yakalayamadıysa, çeliği düştüğü yerden tekrar yerdeki sopaya doğru atarlar.
     Sopayı vurabilirlerse karşı A takımının oyuncusu yine oyundan çıkar. Vuramazlarsa A takımı çelikle sopanın arasındaki mesafeye bakarak B takımının bu mesafeyi kendi belirledikleri bir adımda almasını ister. Örneğin “ 3 adımda al, 5 adımda al “ gibi.
     B takımında adımını  büyük atabilen ve kendine güvenen bir oyuncu bulunmazsa, ya da bu adım sayısında çomaktan çeliğe ulaşamazsa A takımı adım sayısı kadar sayı alır. Eğer bu adımda yetişebilirlerse sayıyı B takımı alır. Oyunun başında kararlaştırılan sayıya ilk ulaşan takım oyunu kazanır. Bir sonraki oyuna kazanan taraf başlar. Hangi tarafın oyuncularının tamamı ölürse bu defa diğer taraf oyuna başlar. Bir takım  kararlaştırılan sayıya hiç puan kaybetmeden ulaşırsa oyundan çıkmış bir arkadaşlarını tekrar oyuna sokarlar.

 Oğuzhan KIRLI

 

ÜÇ TAŞ

     İki kişilik bir oyundur. Yaşlıların da oynadığı bir oyun olup, üçer taşla her yere basitçe çizilebilen şekil üzerinde oynanır. Oyuncular sırasıyla taşları istedikleri bir noktaya koyarlar. Amaç kendi taşlarının üçünü bir araya-yatay ya da dikey-getirmektir. Bunu yaparken, rakibi kollamak da gerekiyor elbette. Taşların hepsi konduktan sonra, ilk taşı koyanın oynaması gerekir. Taşlar konulup elde kalmayınca şekil üzerindeki taşlar sadece boş olan yerlere hareket ettirilebilir, ama sadece bir basamak olmak şartıyla. Önünde kendi taşı varsa dahi hareket edemez. İlk kez üç taşı yan yana ya da alt alta getiren oyunu kazanır. Oyuncuların taşlarının karışmaması için değişik şekil ya da renkte taşlar seçilir.

Alperen EROĞLU

 

BEZİRGÂN BAŞI

       Oyuncular içinden iki elebaşı seçilir. Elebaşılar bir kenara çekilerek kendilerine birer isim alırlar. Ancak diğer oyuncular elebaşı olan arkadaşlarının aldıkları isimleri bilmeyeceklerdir. Diyelim ki elebaşlarından birisi "ayva" diğeri "nar" adlarını almış olsun.
     

      "Ayva" ile "nar" karşılıklı durarak elele tutuşurlar ve kollarını kaldırarak bir köprü oluştururlar. Diğer oyuncular bu dizilişi bozmadan aşağıdaki tekerlemeyi söyleyerek köprü altından geçerler:

"Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı..."
"Kapı hakkı ne verirsin? Ne verirsin?"
"Arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun."

    Tekerlemede yer alan "Kapı hakkı ne verirsin?" sorusu elebaşılar tarafından sorulmaktadır. Kapı, dizideki ilk oyuncu tarafından açtırılır. Ancak dizinin en arkasında yer alan oyuncu yadigâr edilmiştir. Bunun için en arkada yer alan oyuncu köprü altından geçerken köprü indirilir ve kendisi halkaya alınır. Bu oyuncuya ancak onun duyabileceği bir sesle:

- Ayva mı? Nar mı? diye sorulur.
    O da aynı sessizlikte bu isimlerden birini söyler. Hangi ismi söylemişse onun arkasına geçer. Oyuna dizi bitinceye kadar devam edilir. Daha sonra ortaya bir çizgi çekilir. Elebaşılar karşı karşıya geçerler. Birbirlerini çekmeye başlarlar. Hangisi diğerini kendi tarafına çekerse, oyunu o taraf kazanmış olur.

Sanem ÖZTÜRK

 

GAZOZ KAPAĞI İLE NASIL OYNANIR?

      Babamlar mahelle bakkallarının ve kahvehanelerin önlerinden topladıkları gazoz kapaklarını naylon poşetlerin içinde biriktirirlermiş. Daha sonra altı ve üstü düz, ellerine sığacak kadar büyüklükte taş seçerlermiş. Bazı güzel taşlara ''uğurlu taş'' derlermiş. Çünkü bu taşlarla çok gazoz kapağı deviririlermiş.

     En az iki kişiyle oynarlarmış. Önce yere yuvarlak çizerlermiş. O çizdiklerinden yaklaşık 10-15 adım ileriye de düz çizgi çizerlermiş. Yuvarlak çizgiye belirli sayıda gazoz kapağını üst üste gelecek şekilde herkes yan yana koyarlarmış.

      Ondan sonra birinciyi seçmek için gazoz kapaklarının yanından çizdikleri çizgiye taşlarını atarlarmış. En yakın olandan başlayarak sıra belirlenirmiş. Sonrda gazoz kapaklarını ellerindeki taşlarla vurmaya çalışırlarmış. Dağılanlar vuranın olurmuş.

İsmail YERLİKAYA

 

KÖREBE

    En az üç kişiyle oynanır. Bir kişinin gözü bağlanır. Gözü bağlı olarak diğer kişileri yakalamaya çalışır. Kimi yakalarsa onun gözleri bağlanır. Oyun uzar gider.

Irmak SOYLU

 

MENDİL KAPMACA

    Ortada mendili tutacak biri seçilir. Sonra çocuklar aldım verdim ben seni yendim oyunuyla iki gruba ayrılırlar. Çizgilerden çıkış yapan çocuklar arasında mendili yakalayan yakalayamayanı mendille ebelemeye çalışır.

 

YEDİ KİREMİT

      Ortaya yedi kiremit konur, 2 gruba bölünen çocuklar bunu top atıp isabet ettirerek yıkmaya çalışırlar. İlk deviren diğer grubu topla vurma hakkını kazanır. Topla en çok kişi vuran grup kazanır.

Hande Nur KIRANTI

 

SAKLAMBAÇ

       Saklambaç oyunu iki veya daha fazla çocukla oynanır. Evimizin bahçesinde veya sokakta oynanır. Önce sayışma yapar ebemizi belirleriz. Ebemiz gözlerini yumar ve 100'e kadar sayar. Bütün çocuklar saklanır. Ebe ''Sağım solum sobe, saklanmayan ebe'' der ve gözlerini açar.Sonra saklanan arkadaşlarını bulmaya çalışır. Bulduklarının adlarını söyleyerek sobeler. Saklanan çocukların hepsini bulur. En son sobelenen çocuk ebe olur.

Merve BEYİNLİ

 

SEK SEK

Önce yere kare şeklinde çizgiler çizilir. her kareye bir ad verilir. Elimizdeki düz bir taşı çizgilerin içine gelecek şekilde bu karelere atarız. Sonra sekerek karelerin içinde ileri ve geri gider geliriz. Her kereyi dolaştıktan sonra son karenin başına gider arkamız dönük olarak taşı karelerin içine atarız. İçine düşen kare bizim olur. Üzeine adımızı yazarız. en çok kareye sahip olan kazanır. Oyun oynarken çizgilere basmamak esastır. Basan veya taşı çizgiye düşüren yanar, oyun sırası diğer oyuncuya gelir.

Gülşah POME

 

AŞIK

    Bu oyun 4 kişi ile oynanan bir takım oyunuymuş. Koyunların bacak bölümünde bulunan aşık kemiğiyle oynanan bugünün misket oyunuyla eşdeğer bir oyunmuş. Bu oyunda kazanan kişi kazandığı aşıkları renk renk boyar diğer çocuklara satarmış.

Mehmet GEREK- Utku TOKCAN

 

MİLE

     Toprağa mors adı verilen bir üçgen çizilir ve her oyuncu üçgenin içine üçer ya da beşermisket yerleştirir. Üçgenin 2 metre ötesine bir çizgi çizilip sırayla oyuncular misketleriniçizgiye doğru atarlar. Misketi çizgiye en yakın düşen oyuna ilk olarak başlar. Çizgiden üçgene doğru herkes sırayla misketini atar. Amaç üçgenin içerisinden misketleri çıkartmaktır.      

    Oyuncunun attığı misket üçgen içerisinde kalırsa sıra diğeroyuncuya geçer. Her oyuncunun üçgenden çıkarttığı misket onun olur.

 

İP ATLAMA

    Uzunca bir ipin uçlarından iki kişi tutarak düzenli bir biçimde ve yükseklikte sallarken diğerleri belli hareketlerle ipin yere indiği noktada üzerinden sıçrarlar. Ayağı ipe takılan ya da atlayamayan ipi sallayanlardan birinin yerine geçer. Oyun bu şekilde devam eder.

İrem GÖRMÜŞ

 

İSTOP

En az 4-5 kişi ve topla oynanır. Ebe topu havaya atar ve oynayanlardan birinin ismini söyler. İsmi söylenen oyuncu topa doğru koşarken, diğerleri kaçmaya başlar. Adı söylenen kişi topu yere düşmeden yakalamaya çalışır. Topu yakaladığında “istop” diye bağırır. Bağırır bağırmaz, diğer oyuncular bulundukları yerlerde durmak zorundadırlar. Daha sonra topu yakalayan kişi topu oyunculardan birine doğru fırlatır, eğer vurmayı başarırsa oyunu kazanır.

Muhammet Melih TÜRK

 

YERDEN YÜKSEK

    Bir ebe seçilir. Ebe belirlenen sayıya kadar saymaya başlar. Ebe sayana kadar herkes ebeden yüksek bir yere çıkar. Saymayı bitirdiğinde ebeden yüksek bir yere çıkamayan, diğer oyunda ebe olur.

   Yakalamacada ebe, oyuncuları ellemeye çalışıyor. Ellediği kişi bir sonraki oyunda ebe oluyor.

Aleyna ARAZ

UZUN EŞEK

Bir hakem ile 4’er kişilik iki takım arasında oynanır. Hakem olan kişi bir duvara  ya da dayanabilecek bir yere sırtını verir bacağını açar. Oyuncunun biri kafasını hakemin bacakları arasına koyar ve belini düzbir şekilde tutar. Takımın diğer oyuncuları da onun arkasına aynı biçimde dizilirler. Diğer takımın oyuncuları sırasıyla bunların sırtlarına atlarlar. Dört oyuncu da atladıktan sonra takımın ebesi ( kaptanı ) eliyle bir sayı gösterir: “ Eşeğim kaç yaşında ?” ya da “  Çıtı mıtı kaç ? “
diye sorar. Sayı 10’dan fazla olamaz. Altta yatan takımın ebesi bu sayıyı tahmin etmeye çalışır. Eğer doğru tahmin edemezse diğer takım yine atlayış yapar. Tahmini doğru yaparlarsa, yani sayıyı bilirlerse, atlama yapan oyunculardan biri yere düşerse ya da ayağı yere değerse, takımlar yer değiştirir. Atlayış yapma sırası diğer takıma geçer.

Çağatay ŞEN

 

ÇİVİ SAPLAMA

    Çivi oyunu çoğunlukla kış mevsiminde oynanan oyunlardanmış. Bunun için ıslak ve düz bir toprak alan bulunurmuş. Toprağın üzerinde bir nokta belirlenirmiş. Çivileri atarak belirlenen nokta çevresinde dönülerek oyuncular birbirlerini hapsetmeye çalışırlarmış.

Ali BÜGÜK

 

KÖŞE KAPMACA

Bu oyunu oynayacak çocukların sayısından bir eksik sayıda köşe saptanır. ( köşe yoksa, yere tebeşirle aynı sayıda daire çizilir.) Çocuklar sayışarak, aralarından bir ebe seçerler. Ebe ortada durur, öteki çocuklar köşelerine geçerler. Oyun başlayınca, çocuklar köşelerini ( yerlerini ebenin kapmasına olanak vermemeye çalışarak ) değiştirmeye çalışırlar. Bu değiştirme sırasında ebe başka bir köşeye geçmek üzere olan çocuğun yerini kapmaya çalışır. Kaparsa, yerini aldığı çocuk ebe olur. Oyun böylece sürer.

Yaren GÖCEN

 

BEŞ TAŞ

    İki kişiyle oynanır. Oyunun malzemesi 5 adet misket büyüklüğünde yuvarlak taştır. Oyuna başlayan oyuncu beş taşı iki avucunun içine alıp salladıktan sonra yere bırakır. İçlerinden bir tanesini eline aldıktan sonra havaya fırlatır, aynı anda yerdeki taşları birini yerden avuçla alır ve aynı eliyle yukarıya fırlattığı taşı tutar.
    Önce tüm taşları birer birer; ikinci turda ikişer ikişer; daha sonra üçünü bir, diğerini tek olarak alır. Sonunda da yerdeki dört taşın hepsini bir defa da alır. Sonra bir elinin baş ve orta parmaklarını yere koyarak bir köprü yapar, diğer eliyle taşları yere fırlatır.
    İçlerinden birini eline alır ve onu yine havaya atarken yerdeki taşları anlamalarına göre ( iki ya da üç ) hamlede eliyle kurduğu köprünün altından geçirir. Hepsini geçirdiğinde oyunu kazanır. Bunları yaparken havaya fırlattığı taşı düşürürse, ya da yerdeki taşları alırken diğerlerine temas ederse oyun sırası diğer oyuncuya geçer.

Sertaç KOCA

 

DOKUZ KİREMİT

   Farklı büyüklükte dokuz kiremit üst üste konulur. İki grupla oynanır. Bir grup kiremitleri bekler, diğer grup elemanları sıra ile topu atarak kiremitleri devirmeye çalışır. Yığından kiremit yıkmayı başardıkları zaman kaçarlar. Bekçi olan grubun elemanları topu aralarında birbirlerine atarak kaçanları vurmaya çalışırlar. Vurulan oyundan çıkar. Kaçan grup elemanlarının hepsi vurulmadan kiremitleri tekrar yığmayı başarırlarsa çul yapmış sayılırlar ve oyun yeniden başlar.

Ferhat KURT

 

DALYA ( 9 TAŞ )

     Yassı taşlar üst üste dizilir. Atışı yapacak bir oyuncusu eline topu alarak yaklaşık 4-5 metre uzaklıktan taşlara doğru yuvarlar. Amaç taşları yıkmaktır. Elbette ne kadar az taş yıkarsa işleri o kadar kolay olacaktır.    Atış yapıp, taşlar yıkılırsa oyun başlamıştır. Top karşı takımdadır, atışı yapanlar yıktıkları taşları üst üste tekrar dizmeye çalışırken, diğerleri ellerindeki top ile onları vurmak durumundadır. Ebe olan takımın oyuncuları bir diğer arkadaşına topu atabilir.
     Genellikle taşların yanında beklerler. Topla vurulan oyun dışında kalır. Eğer atılan topu yakalayabilirlerse vurulmamış sayıldığı gibi topu rakiplerinin alamayacağı bir yere fırlatarak arkadaşlarına zaman kazandırmış olur. Onlar taşları bu sırada üst üste dizmeye çalışırlar. Tüm taşları dizerlerse oyunu kazanırlar, eğer gruptaki oyuncuların hepsi taşları dizmeden rakipleri tarafından vurulurlarsa kaybedeler.

Mustafa YILMAZ

 

KUKA

    Beş altı kişiyle oynanan bir oyun. Tuğla ve düzgün taş parçaları toplanıyor ve bir daire içinde üst üste diziliyor. Sonra uzakta yedi-sekiz metre mesafede bir çizgi çiziliyor. Bir kişi ebe oluyor. Oyuncular çizgi hizasında durup, ellerindeki küçük topu daire içindeki dizili taşlara nişan alıp atıyor. Taşlar devrilene ve dağılana kadar bu atışlar sürüyor.

    Ebe elindeki topla taşları dizmeye çalışanlara nişan alıp vurmaya çalışıyor. Kimi vurduysa o, oyun dışı kalıyor. Bütün oyuncular topla vurulana kadar oyun devam ediyor. Son oyuncu vurulmadan taşları dizmeyi başarmış olursa, ebe yine aynı kişi kalıyor ve oyun yeniden oynanıyor. Ebenin değişmesi, ancak dağılan taşlar yerine tümüyle dizildiğinde oluyor.

    Ebe, bir sonraki oyunda kimin ebe olacağını seçiyor. Bu oyun, sıkılıncaya kadar defalarca oynanıyor.

 

ESKİ MİNDER

Grup halinde oynanır. Bir kişi ebe olur ve arkasını oyunculara döner. Ebe "Eski minder yüzünü göster, göstermezsen bana bir şey ver"
diyerek arkasını döner. Bu arada oyuncular ebeye yaklaşmaya çalışmaktadır. Ebe dönünce herkes hareketsiz durur.

     Ebe herkesten bir şey yapmasını ister. Oyuncu yapamazsa ebe onu cezalandırır.

Nilay Serra YILDIZ

 

BİRDİR BİR

     Oyunun başında bir ebe seçilir. Ebe öne eğilerek ellerini dizlerine dayar. 
   Diğerleri bir kaç metre arayla sıra oluştururlar. Oyuncular sırayla koşarak eğilmiş duran ebenin üzerinden ellerini sırtına bastırıp bacaklarını açarak
atlarlar.

   Atlarken de sırayla tekerlemenin dizelerini söylerler.
“Birdirbir,
İkidir iki, olur tilki,
Üçtür üç, yapması güç,
Dörttür dört, kuş gibi öt,
Beştir beş, aldım bir eş,
Altıdır altı, yaptım kahvaltı,
Yedim yedi, elim sırtına değdi, sekizim seksek,
Dokuzum durak”
     Dengesini kaybeden ya da düşen oyuncu “yanmış” sayılır ve yeni ebe olur.

Cansel AKCAN

MENDİL KAPMACA

Ortada mendili tutacak biri seçilir. Sonra çocuklar aldım verdim ben seni yendim oyunuyla iki gruba ayrılırlar. Çizgilere dizilen çocuklar karşılıklı olarak aynı anda koşmaya başlar. Mendili yakalayan kendi tarafına doğru koşar. Diğeri yakalamaya çalışır. Oyun sonunda en çok hangi takımın oyuncusu çoksa o traf oyunu kazanır.

Fulya YİĞİT

HIMBIL ( BOM )

   Grup halinde oynanır. Kaç kişi oynayacaksa o sayıda meyve (şehir vs.)
grubu oluşturup isimlerini küçük kağıtlara kişi sayısı kadar yazılır. sonra bu kağıtlar karıştırılıp oyunculara dağıtılır. Oyuncular ellerinde aynı meyve 
grubunu biriktirmeye çalışırlar. Sıra ile her seferinde bir meyve değiştirilir.
    Aynı meyve grubunu elinde ilk tamamlayan kişi ''hımbıl'' (bom) diyerek elini ortaya
koyar.

    Eli en üstte kalan hiç puan alamaz. En çok puan toplayan oyunu kazanır.

Hilal ŞAHİN

ÇEMBER ÇEVİRME

     Uzun ve kalın bir telin ucu halka şekline kıvırıp bir çemberin dışına geçirilir. Uzun telin diğer ucunu tutarak ayakta yürürüz. Yürüyünce çemberde önümüzde istediğimiz yönde yuvarlanır. Yuvarlanan çemberle en çok yol alan kazanır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !