ÖĞRETMENLER GÜNÜ İLE İLGİLİ ŞİİRLER - 1 -

ÖĞRETMENİM

Öğretmenim,
Canım benim!
Seni ben pek
Çok severim.

Sen bir ana,
Sen bir baba,
Her şey oldun
Artık bana

Gözüm sende,
Gönlüm sende.
Okut, eğit
Beni sen de

Okut, öğret
Ve nihayet
Yurda yarar
Bir insan et!

 

               Rakım ÇALAPALA

 

ÖĞRETMENİM

Güler yüzlü öğretmenim,
Bir tanesin, canım benim.
Masallarla bilmeceler,
Anlatırsın neler neler...

Kalemimi tutamazken
Kitabımı açamazken
Bir de baktım yazıyorum,
Sular gibi okuyorum.

Çalışıp iyi olmayı,
Koşup el ele vermeyi,
Bu güzel yurdu sevmeyi
Sen öğrettin öğretmenim.

Bizde pek çok emeğin var,
İçimizde çok yerin var
Yetiştirdin hepimizi,
Ver öpelim elinizi

 

                    Süleyman KARAGÖZ

 

ÖĞRETMENİME

Bilgi demetleri sun, yine bana,
Yine yalçın dağlar ötesinden gel...
Işık saç, erdem ver, sisli dünyama,
Yine altın çağlar ötesinden gel...

Aydınlığa giden sonsuz yollardan,
Tomurcuklar açan yeşil dallardan,
Bahçedeki taze, solmaz güllerden,
Baharlarla bağlar ötesinden gel...

Fecri müjdeleyen yıldızdan, aydan,
Uzat maviliği şeffaf saraydan
Buketler dererek bize uzaydan,
Göklerden al tuğlar ötesinden gel.

Milletime doğan şafaklarla şen,
Şehitler yatağı topraklarla sen,
Irkıma şen veren bayraklarla sen
Tarihler, otağlar ötesinden gel....

 

                              Süleyman ÖZBEK

 

ÖĞRETMENİMİ SEVİYORUM

Öğretmenimi seviyorum; çünkü:
Okuyor,
Düşünüyor,
Düşündüğünü konuşabiliyor.
Yazıyor,
Yaşamının içinde insanlar var; düşünceler, sevgiler, aşklar, Şiirler var; kendisi var.
Yalnızca bakmıyor, görüyor;
Gördüğünü anlıyor;
Anlatıkları ile bir çok Özge'ye yol gösteriyor, öğretiyor.
... Ve en önemlisi herşeyi bildiğini sanan insanın, aslında, Hiçbir şey bilmediğinin farkında.
Bu nedenle her geçen günün ona yeni şeyler
Öğreteceğinin bilincinde.
Emek veriyor. Bir öğrenciye okuduğu şiirle umut veriyor.
Öğretmek için, yaratmak için çaba harcıyor.
... Ve sevgi, saygı duyuyor öğrenciye.
Kendine inanıyor ve saygı duyuyor.
Bir savaşı var ve bu savaşta en büyük silahı güven,
Sevgi ve umut...
Yalnız kendi rolünü oynuyor.
En önemlisi beni kendisi yapmaya çalışmıyor.
Öğretmenimi seviyorum; çünkü, ona, saygı duyuyorum.
Öğretmenim:
Kendinize çok, ama çok iyi bakın çünkü,
Birçok Özge'nin size ihtiyacı var.
Sizi seviyorum..

 

                                              Özge GÜNGÖR

 

ÖĞRETMENİN VEDASI

Gidiyorum... Bir yanımda emeklerim,
Bir yanımda
Uçsuz bucaksız hayallerim.
Sizlerde yaşayacak onlar şimdi.
Bir damla gözyaşına kıyamadığım,
İçimin derdi, saçımın akı çocuklar...
Yavrularım...Evlâtlarım,
Kınalı kuzularım,
Avucu reyhan kokulu küçük dağlarım.
Kiminiz büyüdü, heybetiyle
Nam saldı, kâh korku yedi âleme,
Hatta bana bile!...
Kiminiz kurudu, kara saban arkasında
Ufalandı eller, parçalandı yürekleriniz
Toprakla beraber...Sevgisiz...
Kiminiz, daha çiçek açmadan meyve verdiniz...
Bu ihtiyarın derdi nedir bilir misiniz?
Dört adam,
Çıkacak mı benim dört kolluyu taşıyan?...
Ve olacak mı acep öbür tarafta
Yepyeni bir kara tahtam...
Benimle zamanı gelince oynadın da hazla
Alışamadığım dört duvar arasında ne işin vardı!
Hep benden önce oradaydın ne yazın ne kışın vardı...
İlk harfler, heceler, sözcükler derken
Ve o mabede seninle gelip giderken
Tutuştu ellerimiz birleşti gözlerimiz.
Karga seslerinin rüzgârlara karıştığı bir son yazdı
Son göz göze gelişimizde...
Buruk tebessümlerinle beni ağlatmıştın
ÖĞRETMENİM,CANIM....

 

                                           Fatma AYDEMİR

 

RESİM

Haydi çocuklar resim yapalım
yeni bir dünya kuralım
Önce bembeyaz bir kâğıt
fırçalar, kalemler alalım
Sonra rengârenk boyalar

Sakın ha!
İçinde kara olmasın.

İlkin güneşi konduralım
sarıdan, turuncuya
Gökle denizi birleştirelim
maviden, lâciverde
Dağlar ormanlarla kucaklaşsın
yeşilin her tonuyla

Sakın ha!
İçinde kara olmasın.

 

                        Mustafa Kemal DEMİRIŞIK

 

SANATKAR

Al, işte boyalarım
Bir resim yap bana,
Kâğıdı kocaman olsun...
Bir manzara çiz Anadolu'dan
Şöyle güzel bir manzara
Seyrine doyum olmasın...
Dünyamı karartan
Kara bulutları çizme sakın!
Önce, güneşi yap
En üst köşeye;
Aydınlatıcı olsun,
Sıcaklık versin gönüllere...
Ön plânda
Bir çoban görünsün;
Yaslamış sırtını
Ulu bir çınar ağacına.
Kavalını da ver eline
Yanık yanık çalsın
Bizim türkülerden...
Çıngıraklı
Kınalı koyunları,
Kuzuları da yap tabi.
Gönüllerde sevgiyi yeşerten
Çimenleri de boya.
Sümbülleri, nergisleri de çiz
Körpe çocuklar misali...
Bir dere aksın yan taraftan
Beyaz köpüklü,
Suları serinletici olsun
Yeşertsin tohumları...
Sonra;
Uzaklarda görünen
Bir köy olsun,
Bizim köyümüz.
Evleri görünsün; kerpiçten.
Okulunu da çiz;
Bacası ak tüten...
Ve,
Bir yol çiz
Arkadaki dağların ta yücesine
Aydınlık olsun...
Eline sağlık öğretmenim,
Ne kadar da güzel oldu!..
Olmasaydı bu çizgiler,
Boş kâğıt neye yarardı!..
Ya ben;
Ya bendeki çizgilerin öğretmenim;
Bilginin,
Gerçeğin,
Sevginin
Solmayacak çizgileri.
Ya onlar olmasaydı,
Ben; manzarasız
Boş resim kâğıdı gibi
Bir hiç olurdum...
Devam et öğretmenim:
Tükenmesin hiç kalemin,
Tükenmesin nefesin.
Gönlümün ta derinliklerinde
Yücelerden yücesin...
Bir kâğıda,
Bir kendime bakıyorum.
Başkalarını bilmem ama,
Dünyanın en büyük sanatkârı
İnan sensin...

 

                            Hüseyin KULAKSIZ

 

SENİNLE HER MEVSİM BAHAR ÖĞRETMENİM

Bir gün dersem ki, ben öğretmenim
Kalemimin mürekkebi alın terindir.
Vedalaşıp gidersem öğretmenim
Unutmayı unuturum da, unutmadığım
Kalbimdeki en güzel yerindir.

Bir gün adımı soranda çocuklarım
Kendimden önce senin adını söylerim
Solmadan açabiliyorsa köpre tomurcuk,
Uğrunda harcanır boncuk boncuk,
Yine de bitmez öğretmenim var derim

Güllerin güzelliğini göstermeden önce
Gülşenin vurulduğu tebessümünü anlatırım
Her zil çalışında önce sen gelirsin aklıma
Senden incecik bir ışık gelir şiir şiir
Ben susarım, yine sen konuşursun gönlünce.

Bir gün dersem ki ben öğretmenim
Sen güneş kadar uzakta bile olsan
Her bakışımda gülümseyişini görürüm
Işıksız açmazmış çiçek, gelmezmiş bahar
İnan seninle her mevsim bahar öğretmenim.

 

                                         Yılmaz İMANLIK

 

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

Sevgisinin sonu yok,
Kalbinin şefkati çok,
Gönlü büyük, gözü tok,
Sevgili öğretmenim.

Bilgisi ışık saçar,
Sözleri gönül açar,
Ruhum sevinçen uçar,
Sevgili öğretmenim.

Bekliyoruz yolunu,
Sardık sağla solunu,
Uzat bize kolunu
Sevgili öğretmenim.

Toplandık dizi, dizi,
Sev, okşa hepimizi,
Sensin okutan bizi,
Sevgili öğretmenim.

Doğru yol gösterirsin,
Okutur, eğitirsin,
Bize bilgi verirsin,
Sevgili öğretmenim.

Seni candan severiz,
Saygı duyar överiz,
Ellerinden öperiz,
Sevgili öğretmenim!..

 

                           Ali Osman ATAK

 

SİZİ GÖRÜNCE

Sizi görünce;
Eriyor yüreğimdeki buzlar,
Yüzümde çiçekler açıyor birden.
Zamanı süzüp içtiğim,
Ilık yaz akşamlarını hatırlıyorum
Kehribar tanesi gözlerinizden.

 

                           Durdu ŞAHİN

 

SÖZ VERDİM ÖĞRETMENİME

Öğretmenim, babam, ana kucağım
Okulum, ilim, şehrim, bucağım
Sınıfımsa, evim, barkım, ocağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM.

Yeteri kadar çalışacağım,
Rakibimle yan yana yarışacağım,
Elbette aralarına karışacağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

Yükselmeli insan dalında
Göstermeli becerisini cihanda
Çalışkanlık belli olur simada
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

 

                                    Zeynep Kamil İlköğretim Okulu

 

VE DÜŞÜNÜR ÖĞRETMEN

 

Eylülde sararan yapraklarla beraber,
Öğretmenler vurulur boş tarlaların ıssızlığında.
Ve düşünür öğretmen, ölümle yaşam arasında:

Kim, neden sıkmıştır kahpe kurşunları kahpece?
Yarar kurşunların sesi, karanlığı bir gece.
Akan her damla kan yaklaştırır ölümü.
Gurbetin kanlı tozu tutuşturur gönlünü.

Eğitim Ordusu'nda olunca şanlı nefer,
Başlamıştır gurbete gitmek için bir sefer.
Ölümün beklediğini bilemezdi bu yerde.
Çare diye gelmişti, cehalet denen derde.

Böyle mi olmalıydı öğretmenin kaderi?
Alırlardı sılada elbet kara haberi.
Yaşlı ana sarılır cansız duran bedene.
Lanetler yağdırılır ona ateş edene.

İntikam yeminleri edilir hep bir dilden.
Rahat uyu öğretmen, çıkmazsın gönüllerden.
Derler de unuturlar; adın kalır bir taşta.
Sorarsın bir gün elbet: "Niye öldüm bu yaşta?"

Eylülde sararan yapraklarla beraber,
Öğretmenler vurulur boş tarlaların ıssızlığında.
Ve düşünemez öğretmen, ölümün karanlığında.

Murat Arıcı Erdemli Lisesi Edebiyat Öğretmeni Erdemli/Mersin

 

ZİLLER ÇALACAK

Zil çalacak... Sizler derslere gireceksiniz bir bir
Zil çalacak, ziller çalacak benim için,
Duyacağım evlerden, kırlardan, denizlerden;
Ta içimden birisi gidecek uça ese...
Ama ben, ben artık gidemeyeceğim.

Zil çalacak... Siz geminize, treninize gireceksiniz bir bir
Zil çalacak, ziller çalacak benim için,
Duyacağım iskelelerden, istasyonlardan bütün;
Ta içimden birisi koşacak ardınızdan....
Ama ben, ben artık gelemeyeceğim.

Sonra bir gün bir zil çalacak yine
Hiç kimseler kimsecikler duymayacak,
Ne sınıflar, ne iskeleler, ne istasyonlar, ne siz...
Ta içimden birisi kalacak oralarda
Ben gideceğim.

 

                                            Zeki Ömer DEFNE


 ŞİİRLERİN DEVAMI

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !